Kooperatiflerin Tarihsel Gelişimi, Temel Özellikleri  ve Kooperatifçilik Uygulamaları

 

 

                                                               KOOPERATİFÇİLİK

Kooperatifçilik; Birlik ve dayanışma yoluyla sorunlara çözümler bulunması ve dayanışmanın demokratik zeminde her bireye bir vazife olarak ele alındığında, kooperatif düşüncesi ve uygulaması insanlık tarihi kadar eskiye dayandırılabilir. Fakat modern anlamda ilk kooperatif tasarımının kurumsal bir yapıyla ve hukuki zeminde düzenlenmesi düşüncesi 1752 yılında Amerikan Başkanı Benjamin Franklin tarafından tasarısı hazırlanmıştır. Kurumsal anlamda ise ilk kooperatifçilik hareketi ve yapılanması 19.yüzyılda İngiltere’de kapitalist anlayışla Asyadan sömürülen ipeklerin kumaş olması için terzi ve tekstil işçilerini organize ederek kurulduğu kabul edilmektedir.  Bu kumaş işletmesinin kuruluşu 1844 yılında Londra’da kurulmuştur.

Sanayi devrimi sonrasında ise; emekçi sınıfların, zanaatkarların ve küçük işletmelerin mevcut sermaye ve iş gücü anlamında; büyük sermaye ve işletmelere, fabrikalara karşı bir ekonomik güç olarak duramamaları sonucunda birlik olmaları ve küçük sermayelerin bir araya gelerek bir sermaye ve emek birlikteliği oluşturması gerektiği fikri sonucunda; başta İngiltere, Fransa üretim kooperatifleri ve sonrasında Almanya esnafları ve çiftçileri kooperatifleri oluşmuştur. Bu bağlamda Kooperatiflerin hukuki anlamda düzenlenmesi ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Bu ihtiyaç pozitif hukukun veya hukukçunun bulduğu bir süreç değil aksine küçük üreticilerin ve oluşumların sosyo-ekonomik şartları ve zorunluluklara karşı birlik ruhu içinde meydana getirdikleri kendi kendine oluşmuş, adil, paylaşımcı ve demokratik değerleri olan olgular neticesinde hukuki zemin kazanmıştır. Böylece büyük sermayenin küçük işletme ve bireyleri ezmesinin önüne geçilmesi anlamında hukuki güvenlik arayışı bir zemine oturmuştur.

Karşılıklı yardım sistemi; devletin kooperatifleri teşvik etmesi, vergi kolaylıkları sağlaması, ucuz kredi vermesi, hukuki olarak özerk ama yönetimsel olarak denetleyici yaklaşımda olması yaklaşımı sistemi.

Vesayet sistemi; Devletin, kooperatifleri hukuki düzenlemelerle yönlendirmesi ve hatta yönetilmesini öngören sistemdir.

Devletçi Kooperatif sistemi; bu sistemde kooperatifler devlet kurumu sayılmaktadır. Çin ve İsrail gibi ülkelerde uygulaması görülmektedir. Bu bağlamda; Kooperatiflerle ilgili hukuki düzenlemeler ülkelere göre farklılık göstermektedir. İlk kooperatif kanunu ise 1852 yılında İngiltere çıkarmıştır. Fakat modern anlamda düzenleme ilke ve esaslarını ICA 2001 yılında belirlemiştir. Bu ilkeler bugünkü mevcut uluslararası sitemin ve kooperatif hukukunun temel ilkeleri kabul edilmektedir. Bunlar; Serbest giriş(açık kapı)ilkesi, Demokratik yönetim ilkesi, İşletme fazlalarının eşit dağıtılması(risturn)ilkesi, Sermayeye sınırlı FAİZ VERİLMESİ ilkesi, İşbirliği ve Dayanışma İlkesi vb. ilkeler kabul edilmiştir.

                       

                             Türk Hukukunda Kooperatiflerin Hukuki Niteliği 

Kooperatifler Türk hukukunda teşekkül, ortaklık veya bazı Yargıtay kararlarında Teavün Şirketleri olarak tanımlanmış olsa da, 2012 yılında yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda Kooperatifler “Ticaret Şirketi” olarak tanımlama yapılarak hukuki statüsü ve tanımı tartışmaları son bulmuştur. Türk Ticaret Hukukumuzda tanımlanan sermaye ve kişi şirketleri vardır.

Ülkemizde kooperatifler, ilk olarak tercüme sözleşmelerle oluşturulmaya çalışılmıştır. Temelde kişi ortaklıkları olan kooperatifler sermaye ortaklıklarına dönüşmesi ve dejenere olmasıyla başarıya ulaşamamıştır. Çünkü Kooperatifler sadece bir ekonomik birliktelik değil aynı zamanda demokratik ilke ve toplumsal dayanışma, yardımlaşma amacı olan sosyal birliklerdir. Üretim ve hizmetleri adi ortaklık şeklinde oluşabilmesine rağmen resmi tüzel kişiliği olmasıyla ortaklarını ve üyelerinin hak ve menfaatlerin en etkili şekilde korumak yeteneğine de sahip olan işletmelerdir

Kişi şirketlerinde; ortaklık ve dayanışma temelinde ekonomik hayata en çok nüfuz edecek ortaklık yapısı kooperatiflerdir. Bunlar sınırlı sorumlu, değişir ortaklık ilişkileri ve değişen sermaye ilkeleri ile ortaklık birliktelikleridir. Yönetim sermaye miktarı veya oranı ile değil ortak sayısına göre oluşmaktadır.

Bu yönüyle kooperatifler; şirketler kanunu ve uygulamaları içindeki en demokratik yapıya sahip ticari şirketler olup; sosyal dayanışma, yardımlaşma, paylaşım ekonomisi anlayışının vücut bulmuş halidir. Kooperatifler ekonomiye ve hukuk sistemine, devlet sektörünün ve özel sermayenin yanında adeta 3.SEKTÖR olarak tanımlanmaktadır.

Kooperatif Hukukunun oluşması süreci sonunda bazı hukukçular ve iktisatçılar Kooperatifler Hukukunun Kamu(idare) hukuku ve Özel(bireyler) hukukundan ayrı üçüncü bir karma yapıya sahip hukuk alanı olduğu görüşüne dahi ortaya atmışlardır. Fakat gelişen teknoloji ile farklılaşan üretim ilişkileri sonunda kooperatifler hukuku devletlerin durumlarına göre farklı şekilde yorumlanmış ve mevzuatları düzenlenmiştir.

Kooperatiflerde küçük sermayeler bir araya gelerek üretime katkı sağlamakla beraber birlik üyeleri normal şartlarda az sermaye veya emekleriyle başaramayacakları üretim, ticaret ve kazanç imkânına sahip olmaktadır. Kooperatiflere ilişkin kanuni alt yapı oluşurken birçok tartışma olmuştur. Çünkü kooperatifler, yardımlaşma ve dayanışma anlayışını temsil etmesiyle derneklere benzetilmiş, kar ve kazanç temelinde bir araya gelinmemesi sebebiyle vakıflara olduğu yönünde görüşler ortaya atılmıştır.

Ülkemizde; Kooperatifler konusunda sorunların en temelinde hukuki düzenlemelerinin farklı kanunlarla düzenlenmesi ve bu mevzuatların alt kanunlarının tam olarak ihtiyaçlara cevap verememesi durumundan kaynaklanmaktadır. Bununla beraber İdare Hukuku ve yönetimi anlamında kooperatiflerin türleri ve çalışma alanları itibarıyla üç ayrı bakanlığın alanında görevlendirilmesiyle koordinasyon eksikliği ve mevzuat uyuşmazlıkları hukuki olarak ilk etapta çözülmesi gereken durumlar ve sorunlardır.

Bu mevzuat ve hukuki yaklaşımlar ise; Serbest Kooperatifler yani; devlet ile kooperatiflerin ilişkisini en alt seviyede tutan yaklaşım.

Kooperatifler, kendi kendine yardım, kendilerine karşı sorumluluk, demokrasi , eşitlik ve dayanışma anlayışı ile kurulmalıdır yaklaşımı uluslararası alanda Kooperatifler Kanunlarının temelini oluşturmaktadır.

Ülkemizde her ne kadar 6102 sayılı kanunla kooperatifler açıkça düzenlenmiş olsa da Özel Kanunu olması(Lex Specialis) ihtiyacı her geçen gün daha fazla hissedilmektedir. Mevcut olan 1163 sayılı kanun hükümleri uygulamada yukarı ifade ettiğimiz mevzuat dağınıklığı ve kurumlar arası koordinasyonsuzluk nedeniyle oldukça etkisiz kalmaktadır. Bu bağlamda; kooperatiflerin kurumsallaşması, koordineli üretim sağlaması ve küçük sermayelerin bir mevzuat çerçevesinde organize olması ihtiyacı sebebiyle; Anayasa ve tüm kanunlara uyumlu bir KOOPERATİFLER KANUNU çıkarılması çok önemli bir hukuki ihtiyaçtır. Bu bağlamda; 21 Ekim 2021 tarihinde mecliste yapılan değişiklik ile 283  sıra sayılı Kooperatifler Kanununda yapılan değişiklikler ile daha şeffaf ve profesyonel yönetim yapısı ve kooperatiflerin etkin denetimi hedeflenen düzenleme yasalaşmıştır. KATILIM FİNANS STRATEJİ BELGESİ’nde yer alan Kooperatif Finans kuruluşları  ile kanunlaşması planlanan KATILIM FİNANS KANUNU ile uyumlu ve birbirini tamamlayan hukuki düzenlemelerin yapılması hem gelişen teknoloji hem de çeşitlenen finansal sistem içinde oldukça önemli bir ihtiyaç olmuştur.

 

                               AVUKAT C.GAZİ KULANTAŞ

Yorumlar

Henüz yorum yapılmadı.

Yorum Yaz


En fazla 500 karakter. 500 karakter kaldı.